34 sezon dedik, seri dedik, bunlar ne anlama geliyor? Dizinin şöyle bir formatı var: Doktor adlı baş karakter aslında bir Zaman Lordu. (Time Lord) ve ne zaman ölümcül bir yara alsa, başına ciddi bir şey gelse, sıkışsa, veya diğer bir deyişle doktoru oynayan aktörün sözleşmesi bitse Doktor değişiyor. Bu da diziyi doktorlara göre ayıran bir faktör.
Böyle söyleyince pek mantıklı değil biliyorum ama dizi öyle işliyor. 5. sezonda mesela yeni bir doktor geldi, adı 11. (Eleven, Onbir hakkaten sayı) Neden? Doktorun gerçek adını bilmiyoruz da ondan. 31 sene içerisinde Doktor'u oynayan 11 erkek olunca da onlardan sayılarıyla bahsetmek en kolayı..
Yani anlayacağınız Doktor her değiştiğinde, dizi restart oluyor. Bu sayede eğer genel konuyu biliyorsanız, Doktor değişince içeri girmeniz çok kolay. Ben de her doktoru denediğim gibi bunu da denedim, ama bu sefer kaldım. Görelim ;

Rose/9, Rose/10, Martha/10, Donna/10, Amy/11
Time Lord olan Doktor, zaman makinesi olan TARDIS (üst resimde gördüğünüz telefon kulubesi) ile zamanlar ve boyutlar arasında gezer. Esas konu bu. Bu gezişler sırasında her sezon yanına Bond Kızı niteliğinde bir 'Companion' alır. 11'in Companion'u Amy Pond. Aşağıda ona da geleceğiz.
Doktor sonuncu Time Lord olduğunu söylüyor ama bir de Master diye bir adam var, o da muhtemelen kalan son Time Lord. O konuya daha 11 girmedi, ama Master ve Eleven'ın düşman olduklarını bilmek yeterli. Onların aynı adam olduklarını söyleyenler var (Master aslında Doktor'un yaşlanmış hali diyenler), veya akraba (baba-oğul, kardeş) diyenler var, orası teorik ve fazlasıyla fandomsal, oralara girmiyorum..
En sol ve en sağdakileri attığınızda 5 ve 6. sezondaki ana karakterleri görüyorsunuz. Rory, Amy, Doktor ve River.
Doktor yukarıda bahsettiğim gibi bir Zaman Lordu/Efendisi (Time Lord). İnsan değil, 907 yaşında. TARDIS ile geziyor, kritik bir yara aldığında vücudunu değiştiriyor, o vücut ve genlerle birlikte kişiliği de değişiyor.
Doktor çok zeki bir adam, dahinin de üstü :)) Fotografik hafızalı, duyduğu hiçbir şeyi unutmuyor, çoğu fizik kuralından da etkilenmiyor. Sonik bir tornavidası var (screwdriver) ve çoğu elektronik/teknik şeyi onunla yapıyor.
TARDIS, söylediğim zaman makinası, içerisi çok geniş bir uzay gemisi. TARDIS de doktorla birlikte değişiyor, ona uygun hale geliyor. TARDIS'ler aslında bir makine değil, onlar da kendi sınıflarında bir varlıklar. Bir TARDIS oluştuktan sonra ait olacağı Time Lord'u beliyor ve sadece onun emrinde çalışıyor.
Doktor'un kişiliğine dönersek, hiperaktif bir adam (o kadar zeka bir insan beynine fazla sonuçta), duyguları sıklıkla karmaşık, ama çoğu zaman mantıklı, insanların takıldığı şeylere genelde takılmıyor ama bazen bir insandan daha hassas olabiliyor.
Amy'nin hikayesi çok tatlı! Zaten beni diziye çeken de o oldu :X Amelia 7 yaşındayken bir gece bahçesinde beliren kulübeyi fark edip oraya gidiyor ve içinden çıkan adamla arkadaş oluyor. Adam (11) ona 5 dakika sonra gelip onu buradan götüreceğine söz verip ortadan kayboluyor, Amelia sabaha kadar bekliyor ama Doktor geri gelmiyor.
Amelia yıllar içerisinde o minik kızın masumluğunu kaybediyor ve Amy oluyor, ama içinde o Doktor'a olan inancı ve hayal kırıklığı hiç geçmemiş. Sonra günlerden bir gün o kulübe yine bahçede beliriyor ve Doktor içinden çıkıyor "geldim!" diye. Ancak Doktor yeni TARDIS'in ayarlarını eskisi kadar bilmediği için 5 dakika gidiyorum diye 12 yıl sonra geliyor.
Amy'nin kimselerin inanmadığı arkadaşı birden tekrar ortaya çıkınca da 5. sezon başlamış oluyor.. Doktor Amelia'ya verdiği sözün ağırlığını hissediyor, Amy'i de companion olarak yanına alıyor..
Amy kendisinden önceki companionlardan farklı olarak daha cesur, daha istediğini alan, daha Doktor'a kafa kaldıran bir yapıya sahip. Mantaliteyi çocukluktan kavramış olduğu için her şeye daha kolay ayak uyduruyor, Doktor'a daha kolay eşlik edebiliyor..
Alemlerin en muhteşem erkek arkadaşına yer açın! Rory'den daha fedakar, daha cefakar, daha sevgi dolu bir erkek arkadaş TV tarihinde yaratılmadı, muhtemelen de yaratılmayacak. Sevdiği kız için 2000 yıl beklemeyi göze alacak kadar sabırlı, sırf sevdiği kız istiyor diye onu hiç tanımadığı bir adamla hiçbir zaman yarışamayacağı evrenlere gönderecek kadar sevgi dolu, o yalnız kalmasın diye evrenin bir ucundan diğer ucuna gidebilecek kadar cesur bir adam Rory Williams. Onun büyük kalbini ben anlatamam, izlemeniz gerek.
Bana yıllar sonra tekrar bir kadın karakteri sevdiren kadın. İnanılmaz bir karakter, inanılmaz bir zeka.
River Song bir uzay arkeoloğu, durup dururken Doktor'un hayatına girip rastgele zamanlarda karşısına çıkarak ona yardım ediyor, işini kolaylaştırıyor. İddialarına göre gelecekte bir zamanda yaşadıkları bir ilişkileri var ve hep ters zamanda karşılaşıyorlar. (River geçmişe gittikçe Doktor yaşlanıyor, hikayeleri tersine gidiyor.
River'ın kimliği en önemli konulardan biri, açıklansa bile "acaba?" dedirtecek kadar da sorularla dolu bir kadın. Şahsen benim en sevdiğim karakterler listesinde üst sıralara çıktı, gerçekten muhteşem.
Dizimizin tek ve biricik güzeli! SPN'deki Impala, Firefly'daki Serenity, Uzay Yolu'ndaki Atılgan kadar değerli, uzayın en güzel kızlarından biri bizim zaman makinemiz! Mavi bir polis kulübesi gibi görünse de aslında bir ruhu var, yaşayan ve düşünen bir organizma kendisi. Hatta bir bölümde ete kemiğe bürünüp doktoruna 'merhaba' bile diyor, gönlümüzün prensesi!
5. sezonun ana konusu Amelia'nın çocukken odasının duvarında gördüğü içinden ışık çıkan bir çatlak üzerine gelişiyor. Amy ve Doktor nereye giderlerse gitsinler o çatlak da peşlerinden geliyor. Doktor'a göre o çatlak zamanların ve boyutların birbirine geçtiği bir nokta ve öyle bir noktanın olmaması gerekiyor..
Bölümler ilerledikçe Amy'nin Doktor'a olan platonik sevgisi bir yana, nişanlısı Rory'e duyduğu sevgi bir yana geçiyor.. Doktor'un Amy'i nasıl sevdiği ise her izleyiciye göre değişiyor ama her bölümde sorgulanmaya devam ediyor..
Ben aşağıdaki videoyu izlediğimde bu doktora da bir şans tanımaya karar verdim, sadece bunu göstereceğim :
Resme tıklarsanız videonun olduğu sayfaya gidebilirsiniz.. Videoyu oradan da izleyebilir veya indirebilirsiniz.
İzleyicilerin farklı fikirlere sahip olduğu çiftlerden biri Amy/Eleven.. İlk başlarda "başrol kadın ve başrol erkek, mutlaka aşk olacaktır!" fikriyle izlenilse de bir yerden sonra fikirler farklı yönlere sapıyor. Kimisi hala şipliyor, kimisi ise arkadaş olarak görüyor. İkisi arasındaki güven ve bağ apayrı, Doktor'un onca companionu arasında Amy onun için ayrı bir yerde, bunu görebiliyorsunuz.
OTP. OTP. OTP.
O kadar güzel bir masal ki bunlarınki! Zaman, mekan ve boyut teoremi. Anlatabileceğim bir aşk değil bunlarınki, gerçekten izlemek ve o sırada anlamak gerekiyor. Elimizde bir Doktor ve bir sürü River var, hepsi farklı zamanlardan Doktor'u buluyor ama hepsi bir şeyler biliyorlar ve muhteşem bir şey.
Çok zekiler, çok güzeller ve çok taşlar. Sayfalarca yazı yazabilirim aslında, nasıl mükemmel olduklarına dair. Ancak 'Drops of Jupiter' adlı ficimden birkaç kesit belki yeter;
Kütüphane teknik olarak Doktor için ilk karşılaştıkları yer olsa da River'ın onunla aynı yerde bulunduğu ilk yer değildi. River o zamana kadar Doktor'un hayatında birçok noktada o farkında olmadan ona yardım eden görünmez el olmuş, yaşanmış olanları da ancak Doktor o mavi defteri rehin aldığında ona anlatmıştı.
Doğrusu da oydu ki Doktor'un bu Jüpiter ruhlu kıza aşık olmasının en büyük nedeni Doktor'un onu bir türlü yakalayamamasıydı. Rose zamanda açan bir gül gibiydi ve ölmemesi için bir toprağa, bir zamana bağlanması gerekiyordu. Martha'nın hikayesi daha başlamamış, Donna'nın ise yeni bir cilde ihtiyacı vardı ama River'ın, ruhu eşsiz olan River'ın hikayesi Doktor gibi zamandan oluşuyordu.
"Beni son görüşün, benim seni ilk görüşüm olacak," derdi hep. Doktor ise onu ne zaman son defa göreceğini hiçbir zaman bilemezdi. "O zaman eğlencesi nerede? Spoilers!" derdi River o ne zaman sorsa. "Hiç beklemediğin bir anda karşına çıkabilecek kadar sonsuzum." Öyleydi de gerçekten. Ne zaman 'tamam bu sefer son' dese mutlaka her seferinde hep bir sonraki zaman olmuştu. Bir köşe başı, bir meydanın ortası, kalabalıkta parlayan sarı saçlar, koşarken uçan atkılar.. Tardis'in parlayıp sönmesi kadar git gelli, ama her zaman zaman kadar net.
"Biz aslında hiç beraber olmadık, bu yüzden de hiç ayrılmayacağız." demişti bir keresinde, konsol odasında yerde koyu yeşil bir çarşafa sarınarak yatıp Satürn'ün tozlarını izledikleri bir gece. Sarı kıvırcık saçları kendi ekseninde yere dağılmış, bacakları onunkilere dolanmış, zamanları dinlendirdikleri bir anda fısıldamıştı, "sen bana zamanı, ben sana sonsuzluğu verdim. İyi bir anlaşma değil mi sence?"
İlk başta "öf nalaka" dediğim bir çift olmalarına rağmen şu an o kadar o kadar seviyorum ki anlatamam! Rory'nin Amy'si için yapmayacağı şey yok, Amy'nin bu minik adama olan sevgisi ise o kadar gerçek ve doğal ki! Rory alemlerin en muhteşem erkek arkadaşı, Doktor falan yalan, bütün kızlar onun gibi bir sevgili istiyoruz. Bu kadar açık ve net bir ilişki bu.
Zamanlar ve uzaylar bir yana, DW'nin temelindeki şey aile, dostluk ve sevgi. Team Tardis'in bu versiyonu ise inanılmaz bir bağa sahip. Benim için en sevilesi dizilerin ortak teması her zaman yan karakterlerle baş karakterlerin iletişimi, bu iletişimin devamlılığı ve gelişimi olmuştur. DW'de de bu ekipte bu çok büyük ölçüde mevcut. Tam bir aileler, aralarındaki sevgi inanılmaz, bunun her bölümde gelişmesi ve büyümesi ise izlemeyi oldukça zevkli kılıyor.
Matt ve Karen benim ilgilenmediğim bir RPF kolu.. İkisi çok iyi arkadaşlar, görünüyor, aralarındaki ilişki şimdiye kadar gördüğüm partnerlerden daha farklı, "SHUT UPP!" diye kafaya yastık geçirme kıvamındalar (Doctor Who Confidentiallar) ama ben onları oldukları gibi, yani arkadaş olarak görüyorum..
İkisinin elektriği ve uyumu Doktor'la Amy'nin arasını yapıyor, o yüzden mutluyum :)
Dizinin müziklerinden Murray Gold sorumlu.. Her Doktor'a ve Companion'ına farklı bir soundtrack seti hazırlıyor.. Ben 5. serinin setine 1. bölümün 4. dakikasından beri aşığım :D
Moffat internette çoktan bir kült haline gelmiş durumda. (Moffat: Steven Moffat, dizinin ana yapımcısı ve senaristi) Şöyle ki Moffat 5. sezonda diziyi eline aldı ve baştan aşağı yeniledi. (Yeni doktor, yeni ekip, yeni kamera lensi, yeni senaryo yapısı vs vs) ve kendi tarzı önceki 4 sezonun baş senarist ve yapımcısı Russell T. Davies'ten oldukça farklıydı. RTD tekil bölümleri severken Moffat devam eden bölümler ve gizemler, problemler ile yola koyuldu. Hal böyle olunca da her hafta "devamı gelecek haftaya" dedirten sorular ortaya çıktı, alışkın olmayan Whovianlar da MOFFAAAATTTTT diyerek internette çığlıklar atmaya başladılar.
Moffat candır, canandır, her hafta kafamızı çalıştırır ve daha önce bize göstermesine rağmen görmediğimiz şeyleri bir sonraki hafta bize gösterince SEN NE CİNGÖZ ADAMSIN MOFFATTTT SENİ SENİİİ diye onu sevmemize yol açar. Her bölüm sonrası Moffat'ın evindeki koltuğuna kurulup "keh keh keh" diye güldüğüne kani olmaktayız. :))
Dolayısıyla sakin olup her şeyi Moffat'a yıkıyoruz, rahatlıyoruz,
5. sezonun son bölümü olan "The Big Bang" yayınlandığı hafta benim şimdiye dek izlediğim televizyon yapımları içerisinde en beğendiğim bölüm olarak birçok diziyi tepip geçerek baş koltuğa oturdu. 12 bölüm boyunca ortaya serilen bütün minik ipuçları toplandı, toplandı ve 40 dakikalık enfes bir bölümle noktalandı. Bu bölüm görselliği, güzelliği ve senaryo yapısıyla benim için geçilmesi çok zor bir noktaya yükselen, Moffat bu işin başında oldukça da onu terk etmeyeceğime gönülden söz verdiğim bir bölüm oldu.
Ben susayım görüntüler konuşsun :) DW'nin renkleri özellikle uzun süre SPN izlemiş ve karanlık lenslere alışmış bünyeye tokat etkisi yaptı :) Renkler çok güzel, açılar çok güzel, Matt'in gözleri ve Karen'in saçları zaten iki önemli silah, buyrunuz:







Yukarıdaki resim seti bu sayfadan alınmıştır.
The Doctor: You know when grown-ups tell you that everything is going to be fine, and you think that they're probably lying to make you feel better?
Amelia: Yes.
The Doctor: Well... everything's going to be fine.
The Doctor: Give me five minutes, I'll be right back.
Amelia: People always say that.
The Doctor: Am I people? Do I even look like people? Trust me. I'm the Doctor.
Amy: You told me you had a time machine.
The Doctor: And you believed me.
Amy: Then I grew up.
The Doctor: Oh, you never want to do that.
The Doctor: Amy Pond, there's something you better understand about me, 'cause it's important and one day your life may depend on it. I am definitely a madman with a box.
Amy: I'm in the future. Like hundreds... of years...in the future. I've been dead for centuries!
The Doctor: Oh, lovely. You're a cheery one.
The Doctor: You're still here. What part of "Wait in the TARDIS until I tell you it's safe" was so confusing?
Amy: Aw, are you all Mr. Grumpy-Face today?
The Doctor: A weeping angel, Amy, is the deadliest, most powerful, most malevolent life-form evolution has ever produced and right now one of them is trapped inside that wreckage and I'm supposed to climb in after it with a screwdriver and a torch, and assuming I survive the radiation long enough and assuming the ship doesn't explode in my face, do something incredibly clever which I haven't actually thought of yet. That's my day, that's what I'm up to. Any questions?
The Doctor:That was amazing! River, hug Amy.
Amy Pond:Why?
The Doctor: Cause I'm busy.
Amy Pond: Doctor...
The Doctor: Busy.
Amy Pond: Scared!
The Doctor: Course you're scared - you're dying, shut up!
Male Scientist: You're not making any sense, man.
The Doctor: Excuse me? I'm making perfect sense, you're just not keeping up.
. Matt Smith.
Uzun süredir oyunculuk izlediğim böyle bir dizi olmamıştı. En çok bu kadar karakter oyunculuğu yapan kişi olarak Hugh Laurie'yi verebilirim, o da Doktor House zaten. Bir anda delirip çocuk gibi oluyor, ama sonra Amy'e bakıp "Amy Pond, Amy Pond" derken yüzyıllarca yaşamış bir adamın deneyimine kavuşuyor, hastasıyım. 10'den sonra herkes zaten "kimse bir daha doktor olamaz bık bık" falan diyordu, tüm o şikayet ve fandom dramasını ben de gördüm ve duydum ama Matt'in ilk bölümü yayınlandı, o gece herkes 180 derece çark etti, sebebi adamın muhteşem bir oyuncu olması. Hayır bir de adam o kadar Britiş ki! Papyonu olsun, aksanı olsun (doğal olarak), insan mutlu oluyor!
. Amy.
Karakter olarak Amy o kadar gerçekçi ki! Bir hayale aşık ama sonra o hayal gerçek oluyor, bir yandan gerçek hayat, bir yandan fantastik bir masal, arada kalıyor ama o kadar siz biz gibi bir insan ki, çok bağlandım!
. Saçmalıklar & Mantık.
O kadar saçma sapan şeyler üzerinde dönüyor ki, Matt Smith olmasa yine çat diye kapatırdım, ama bir şekilde bir mantıkla da yaklaşıyor, o yüzden artık en azından irrite olmuyorum :)
. ERA!
Her bölümde farklı bir çağa gidiyoruz! Amerikan yapımı olsa zerre zevk almazdım ama BBC'nin era ayrıntıları üzerindeki obsesifliğini herkes bilir, her ayrıntısına kadar düşünürler ve paradan zerre çekinmezler, bunu da görebiliyorsunuz zaten. Karakterlerin yürüyüşüne kadar o eranın havası veriliyor ve muhteşem bir duygu.
>> Wiki'de Doctor Who - Tüm dizi (ingilizce)
>> Wiki'de Doctor Who - 5. Sezon (ingilizce)
>> Wiki'de Doctor Who (türkçe)
>> WhoWiki - DW hakkında her şey.
>> Dizi kaç bölüm? Bölüm Listesi
>> Hangi kanaldaydı bu aslında? BBC
>> Oyuncuların adları? Matt Smith, Karen Gillan, Alex Kingston
Nette başkalarının yüklediği, ve indirmeden izlenebilecek iki kaynağı bulduk..
>> Doctor Who S5, İngilizce Altyazısız indirmeden izleme alanı
>> Doctor Who S5, Türkçe Altyazılı indirmeden izleme alanı
Lütfen sitelerden karşılaştırarak kaç bölüm olduğunu takip edip, ona göre gidiniz..
DWs5 beni hiç ummadığım bir yerden yakalayan bir dizi oldu, hala da severek izliyorum, Matt olduğu sürece de devam edeceğim.. Size de tanıttım, rahatladım :)